En keyifli satranç seti ÇİKOLATA SEPETİN'DE

      


ÇİKOLATA SEPETİ
       Satranç oynamayı sever misiniz? Artık daha çok seveceksiniz. Bu satranç takımı çikolatadan. Hem sunumu eğlenceli, hem oynaması. Üstelik satranç tahtası da içinde. Bu özel takım, özel günler ve özel zevkler için! Kaçırmayın!
Devamını Oku

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ

Anneler günü geldi çattı.Bir çoğumuzun aklında aynı soru Anneme ne hediye almalıyım? Benim güzel bir fikrim var.ÇİKOLATA SEPETİ ! . Çikolata sepetinde şu an anneler günü ne özel güzel indirimler var.Eğer anneniz çikolatayı seviyorsa kaçırmayın derim.Özellikle çiçek sepeti çikolatalar çok güzel.Ben siparişimi verdim bile.




                                                                          inceleyin
                                                                               inceleyin
                                                                             inceleyin




                                                                         inceleyin







Devamını Oku

FOTOĞRAF HİLELERİ VE ÖZEL EFEKTLER

         Mükemmel fotoğrarlar çekmek ve fotoğraf hileleri yapmak için çok müthiş bir set dikkatimi çekti. amatör fotoğraf makineniz ile çektiğiniz fotoğrafları tek bir tıkla çok basit bir programda birleştirilerek inanılmaz görüntüler elde edebilirsiniz.İlgimi çeken bir kaç fotoğrafı paylaşmak istiyorum.









ister inanın ister inanmayın, bunları yapmak için süper-pahalı araç gereçlerin olmasına gerek yok yada çok profesyonel bir fotoğrafçı olmanıza gerek yok.

Eğer bu işe merakınız varsa siteyi inceleyin derim.





Devamını Oku

4 DAKİKADA MAKYAJ YAPIMI

Bakalım 4 Dakikada makyaj nasıl yapılır.

Devamını Oku

BREZİLYA FÖNÜ HAKKINDA HERŞEY

Brezilya fönü (kalıcı fön) en son çıkan teknolojiyle saçınıza keratin yüklenmesidir. Bildiğiniz gibi saç moleküleri keratinden oluşmaktadır. Saçınızdaki keratin eksikliği saçı mat kabarık yıpranmış olarak göstermektedir. Brezilya fönü olarak bildiğimiz düzleştirme işleminde saçımıza keratin yükleyerekten hem sağlıklı hem de düz kalmasını sağlar.

Brezilya Fönü, diğer bir deyişle kalıcı fön işlemi adından da anlaşılabileceği gibi Brezilya’da yaygın olarak kullanılıp daha sonra dünya geneline yayılan bir düzleştirme sistemidir.
Brezilya fönünün bu topraklarda keşfedilmesinin nedeni ; tropikal iklim ve bu iklimin yarattığı sonuçlardan doğan özel ihtiyaçlardır.
Latin Amerikalı kadınların genellikle saçları , genetik karmaları nedeniyle ; gür , kıvırcık ,asi ve kolay elektriklenen bir yapıya sahiptir.
En hassas saç tiplerinde bile güvenle uygulanabilen Brezilya fönü keratin yüklemesi, keratin eksikliğine dayalı olarak ortaya çıkan kabarık, mat, sert ve yıpranmış saçlarda botoks etkisi göstererek saçın hem sağlıklı hemde düz kalmasını sağlar…
Bu açıdan boya,röfle, dekalore gibi kimyasal işlemler sonucu yıpranan saçlar için hem güvenli bir düzleştirme yolu, hem tedavi sistemidir…
Bu uygulama yaklaşık olarak 2 saat civarı sürmekte ve saç tipine bağlı olarak 3-6 ay civarında kalıcı olmaktadır…
Brezilya fönü nasıl çekilir ?
a- Saçlar sodyum ve Sls’den arındırılacak biçimde bu maddeleri içermeyen bir şampuan ile yıkanıp işleme hazırlanır.Bu aşamada saç kremi kullanılmamalıdır.
b- Saçlar fön makinesi ve fırça yardımı ile kurutulur, eğer saçlar dalgalı veya kıvırcık ise saçlar kurutulduktan sonra saç düzleştirici yardımı ile düzleştirilirse daha etkili olacaktır.
c- Belirli bir miktar Brezilya Fönü Keratini saça sürülerek yediririlir.
d- Saçlar kullanılan ürüne bağlı olarak 20-40 dakika arasında strech film ile sarılmak sureti ile bekletilir.
e- Bekleme süresi bittiğinde saçlar yeniden fön makinesi ve fırça yardımı ile kurutulup fönlenir.
f-Fönlenen saç incecik tutamlara ayrılarak dikkatli bir biçimde 230 derece düzleştirici ile preslenir.
g- Ürünün bekleme süresi boyunca bozulan yerlere her gün düzleştirici ile rotüş yapılır.
h- Bu süre zarfında saçlar nemden korunmalı, saçlar hiçbir şekilde toplanmamalı ve kulak arkasına sıkıştırılmamalıdır…
ı- Kullanılan ürünün bekleme süresi bittikten sonra saçlar yine Sodyum ve Sls içermeyen bir şampuan ile yıkanır ve işlem tamamlanmış olur…
Brezilya fönü çektirmenin avantajı nedir ?
Kimyasal işlem sonucu aşırı derecede yıpranmış saçları tedavi etmek haricinde, kabarık ve zor şekil alan saçları bakımlı, parlak ve düz hale getirerek günümüz Modern Hanımlarının zamandan tasarruf etmelerini sağlamaktadır. Aynı zamanda sürekli fön çektirmek zorunda kalınmadığından saçların daha az hasarla daha sağlıklı biçimde uzamasını sağlar…
Brezilya fönü saçı yakar mı ?
Teknik olarak yanlış bir uygulama, örneğin hassas ve aşırı işlem görmüş saçlara yüksek derece ısı uygulamak gibi bir hata yapılmadığı takdirde Brezilya Fönünün saça herhangi bir zararı olmaz.Tam tersi bu işlem bir saç Botoxu olarak uygulanmaktadır…
Brezilya fönü yapılan saç uzayınca şekli bozulur mu ?
Brezilya fönü saç tipine ve yapısına bağlı olarak 3-6 ay arasında kalıcılık sağlamaktadır bu sürenin bitiminden itibaren saçlar orijinal haline döner… Bu süre zarfında kişinin saçları uzamaya devam edecektir. Eğer brezilya fönü uygulanmış kıvırcık saçlarınız var ise ara dönemlerde dip fön olarak yeniden uygulama yapmanız görüntü ve kullanım açısından rahat etmenizi sağlayacaktır.
Brezilya fönü nasıl daha kalıcı olur ?
Kullanılan şampuanların Sodyum ve Sls içermemesi bu fönün kalıcılığı açısından son derece önemlidir. Bunun yanı sıra saçların sıcak su ile yıkanması Brezilya fönü uygulamasını olumsuz yönde etkilemektedir. Brezilya fönü uygulanan saçların havuz kimyasallarından da korunması gerekmektedir…
Brezilya fönü ile defrize saç arasında ne fark var ?
Brezilya fönü yani kalıcı saç düzleştirme yöntemi Defrize yöntemine göre daha güvenilirdir çünkü defrize kimyasal bir işlem olduğundan saçın moleküler yapısını değiştirmekte ve saç tellerine hasar vermektedir.Brezilya fönü ise saç tellerini, balmumu, silikon ve keratin katmanı ile kaplayarak hem hasar görmüş saçları tamir etme hemde saçları düzleştirme ayrıcalığına sahip bir uygulamadır.

Devamını Oku

DUKAN DİYETİ ve TECRÜBELERİM

                                
           Dünyada milyonlarca insanın yaptığı benimde bir dönem denediğim dukan diyeti ile ile ilgili bir şeyler yazmak istedim. Önce dukan diyetini anlatayım sonra tecrübelerimi paylaşayım.Diyetin ismi, diyeti ortaya çıkaran Dr. Piere DUKAN' dan geliyor. Dr dukan diyetin uygulanma şeklini detaylı bir şekilde bir kitaba toplamış.Kitabın gerçekten çok ilgi gördüğünü söyleyebiliriz.Diyet gerçekten çok popüler oldu çokça habere konu olduğuda bir gerçek.Birçok ünlünün bu diyet yardımıyla zayıfladığını söyleyebiliriz. Bu diyet Dr Mehmet ÖZ'ün de bahsettği bir diyettir
        Diyetin 4 evreden oluştuğunu söylemiştim.Her evrenin olmazsa olmazı su ve yulaf kepeği.. Günde en az 1,5 litre su içmeniz gerekiyor.Ve her gün yaklaşık 2 kaşık yulaf kepeği yemelisiniz.

         İlk aşamada sadece protein yenilmesine izin veriliyor.Bu evrenin süresivereceğiniz kilo miktarına göre 1-10 gün arasında değişiyor. 10 kilo vermek isteyen biri 1 hafta sürecek atak dönemi kurallarını harfiyen uygulamak zorunda.
Bu süreçte karbonhidrat alımı yok. yağ asla yok
     Aşağıda sıraladığım besinlerin tüketilmesi uygun:
            Az yağlı etler (kuzu ve pirzola hariç), sakatat, bütün balıklar, bütün deniz ürünleri, ördek ve kaz dışında tüm kümes hayvanları, yağsız jambon, hindi ve tavuk dilimleri, yumurta, yağsız süt ve süt ürünleri. En az 1,5 litre su. Diyetin olmazsa olması 1,5 yemek kaşığı yulaf ekmeği ve elbette spor.
      2. Evrede Bu aşamada proteinlere ilaveten sebze de yemeye başlıyorsunuz. Enginar, patlıcan, domates, ıspanak, brokoli, lahana gibi sebzeler yenilebilir. karbonhidrat hala yasak.


      3. Evreye güçlendirme evresi diyebiliriz.Bu evrede hedef kiloya ulaşılmış olması bekleniyor. Bundan sonra, verdiğiniz her kilo başına 10 gün güçlendirme dönemi uygulanması gerekiyor. Yani 10 kg verdiyseniz 10X10=100 gün güçlendirme yapılmalı.
Bu dönemde: Atak evresinin proteinli besinleri, seyir döneminin sebzeleri, muz, üzüm ve kiraz dışında her gün bir porsiyon meyve, günde 2 dilim tam tahıllı ekmek, çok yağlı olmayan peynir, haftada 2 porsiyon nişastalı gıda, kuzu budu, 1,5 çorba kaşığı yulaf kepeği yiyebiliyorsunuz. Haftada 2 gün ödül yemeği hakkınız var. Ayrıca, haftanın bir gününü sabitleyerek o gün içinde sadece saf protein tüketmeniz gerekiyor.
Su ve spor bu evrenin de olmazsa olmazı.
          4. Evre koruma evresidir
         Diyetin son ve en kolay evresine geldik. Artık haftanın 6 günü dilediğiniz her yemeği serbestçe yiyebileceksiniz. Bir daha asla kilo almamak için ise yine sabitlediğiniz haftanın bir gününde saf protein almanız gerekecek.
           Kilo vermek ve tekrar eski kilonuza dönmemek için Dukan diyetinin 4 evresini harfiyen uygulamalısınız.
        Diyeti tanıdığımıza göre tecrübeleri paylaşabiliriz. ben bu diyeti uygulayanlardanım. sabahları yumurta yağsız süt ve peynir. Öğlenleri yağsız et tavuk veya balık akşamlar ise yulaf kepeğinden krep ve ton balığı yiyerek gerçekten 5 günde 2 kilo verdim.Anak 5. günden sonra şikayetler duymaya başladı özellikle kabızlık çok fazla yapıyor. Doktor arkadaşımla görüşünce diyetin yanlış bir seçim olduğuna karar verip bıraktım
         Diyet gerçekten kilo verdiriyor ancak uzmanların Çoğu tek tip besinle beslenmeni çok zararlı olduğunu vurguluyor. Benden söylemesi...


                  VİDEOLAR FAYDALI OLACAKTIR.

UzmanTV  
                  
               

              

Devamını Oku

CANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Devamını Oku

Çanakkale Savaşı Hikayeleri


Çanakkale savaşının olduğu dönemlerde bir çok destansı hikaye olmuştur. Halkın cesaretinin kanıtı olan hikayeleri okumak ve Çanakkale Savaşı hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız desstanın yıl dönümünün yaklaştığı şu günlerde bu yazımızı okuyabilirsiniz.


SEYİT ONBAŞI (1889-1939)


Seyit Onbaşı, 1889 yılının Eylül ayında Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman, annesinin ki Emine idi. Seyit, 1909 yılının Nisan ayı başlarında askere alındı. 1912′de Balkan Savaşları’na katıldı. Savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi’nde görev aldı. Çanakkale Savaşları’nda gösterdiği kahramanlıkla adını Türk tarihine yazdırdı. 18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda ayakta kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 215 Okkalık mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve bu kahramanlığı ile Ocean gemisi büyük bir yara almıştı. Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne döndü. Sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti. 1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla “Çabuk” soyadını aldı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti.


KINALI HASAN
Çanakkale’de araştırmacı-yazar Salim Dağ ile beraberiz. Salim Bey’in hazırlamış olduğu birçok kitabın konusunu Çanakkale Muharebeleri teşkil ediyor. Edirneli bu muhterem insan, Kayseri’de de öğretmenlik yapmış. Bendeniz de Kayserili bir eğitimci olarak Edirne’de beş yıl öğretmenlik yaptığım için ortak taraflarımız da çoktu. Benim Çanakkale’yi gezmek gibi, onun da anlatmak gibi bir görevi vardı. Böylece onun tatlı dilinden Çanakkale ile ilgili birkaç hatırayı da dinleme fırsatı buldum.
Bunlardan birisi Çanakkale’de şehit olan askerlerimizden Yozgatlı Hasan’la ilgili. Yozgatlı Hasan’ın lakabı da “Kınalı Hasan” olmuş Çanakkale’de.
Hasan, Yozgat ilinin Sorgun kazasına bağlı Kara Yakuplar köyünden… Daha bıyıkları terlememiş bu delikanlı, kendisi gibi gencecik arkadaşları ile beraber yayan yapıldak yürüyerek Yozgat’tan çıkıp Çanakkale’ye ulaşmışlar. Burada 64. Piyade Alayı, 1. Tabur, 2. Bölüğe intisap edip çakı gibi Mehmetçik olmuşlar. Zaten taburlar, alaylar Çanakkale’de eriyip bittiği için cepheye gelen gönüllülere şiddetle ihtiyaç vardır.
İkinci bölüğün komutanı Yüzbaşı Sırrı Bey, askerlerini savaşa hazırlamak için onların talimlerinden boş kalan istirahat anlarında onlarla tanışıp konuşmaya başlardı. Böyle bir vakitte Yüzbaşı Sırrı Bey, Yozgatlı Hasan’la da tanıştı. Hasan’ın başındaki kına Sırrı Bey’in dikkatini çekti. Cepheye gelen askerlerin sağ ellerinde, sağ elinin üç parmağında ya da sağ ayağının parmaklarında kına görmeye alışıktı Sırrı Bey ama baştaki kınayı ilk defa görüyordu. Hasan’a bunun mânâsının ne olduğunu sorduğunda Hasan utandı, üzüldü ve dedi ki komutanına:
-Komutanım, buraya geleceğim vakit anam yaktı bu kınayı. Ben de niye diye sormadım.
Sırrı Bey:
-Öyleyse bir mektup yaz da sor bakalım, biz de öğrenmiş olalım.
Hasan:
-Ben yazı yazmasını bilmem ki komutanım.
Sırrı Bey:
-Öyleyse sen söyle bölük yazıcısı yazsın köyüne, bakalım ne cevap gelecek?
Hasan:
-Baş üstüne komutanım.
Bir istirahat anında bölük yazıcısı Hasan’ın yanına gelir. Hasan söyler, o yazar. Selam kelamdan sonra Hasan, bulunduğu yerin güzelliğinden, çiçeklerin kokusundan, arkadaşlarının dostluğundan, komutanının tatlı dilinden bahsettikten sonra, konuyu kınaya getirir.
-Anacığım, kumandanım saçımdaki kınayı sordu, ben bilemedim. Arkadaşlarımın arasında mahcup oldum. Kardeşlerimi askere gönderirken sakın onların saçlarını kınalama. Onlar benim gibi mahcup olmasınlar. Kınanın bir mânâsı varsa bildir de kumandanıma söyleyeyim.
Mektup Yozgat yollarına çıkar. Cevap gelir mi gelmez mi, anasına ulaşsa okur mu, okutur mu belli değil. Lakin Çanakkale’de sırtlan gibi saldıran düşmana karşı koymak lazım geldiği için ihtiyat kuvvetlerinin fazla bekleyecek zamanı yoktur. 2. Bölük de savaşın en çetin alanlarında görev yapar. Bu öyle bir harptir ki, dünyada eşi benzeri olmayan bir vahşet yaşanmaktadır. Anadolu’nun kınalı koç yiğitleri, ellerindeki kıt imkanlarla, adeta etten bir duvar örüp düşmana geçit vermeden namusları için, vatan için buruşmaya başlamışlardır. Bu ateş cehenneminde nice kınalı koç yiğitlerimiz, körpecik delikanlılarımız şehit olmakta, Avrupalının kan içen canavar makineleri, gemileri, topları Gelibolu’yu bir kan gölüne çevirmektedir.
Aradan iki ay geçmiştir. Bir gün Yüzbaşı Sırrı Bey’in bölük karargahına birkaç mektup ulaşmıştır. Yozgat’ın Sorgun İlçesi Kara Yakuplar köyünün köy katibi mektubu Hasan’ın anasına ulaştırmış ve anasının söylediklerini de yazıp cepheye yollamış. Mektup da anası şunları yazmış:
“Yavrum, Hasanım, Kınalı Kuzum,
Mektubun geldi, sanki dünyalar benim oldu. Köy katibi okudu, ben ağladım. Kumandanını pek sevmişsin, ne güzel! O senin babının yarısıdır. Sakın ola yavrum kumandanının emrinden çıkma, önünden aykırı geçme. Ateşe bas dese basasın yavrum. Kars’tan, Siirt’ten, Adana’dan, Uşak’tan arkadaşların olmuş. Birbirinizi çok sevip iyi geçinirmişsiniz. Elbette öylesi yakışır yavrum. Onlar senin dünya ahret hakiki kardeşlerindir. Sakın onları incitme yavrum. Südümü sana helal etmem. Kumandanın saçındaki kınayı sormuş. Bunda bilmeyecek ne varmış ki yavrum? Bizim burada Allah için kurban seçilen koçların başını kına ile süslerler. Ben de dört kardeşin içerisinde en çok seni sevdiğim için seni Hz. İsmail’e kardeş seçtim. O da kurban edilmek istendiğinde kınalanmamış mıydı? Yavrum, kıyamet günü, mahşer yerinde, o kına senin işaretin olacak, o kalabalıkta seni kolayca bulacağım. Aha işte benim kınalı kuzum da burada deyip seni bağrına basacağım.
Anan Hatçe”
Sırrı Bey, iki gözü iki çeşme mektubu okur. Sonra posta erini çağırır.
-Şu Yozgatlı Kınalı Hasan’ı bulun bakalım. Mektubunu ona ben okuyacağım, onun okuması yoktu.
Çok geçmez posta eri geri döner.
-Kumandanım Hasan bir hafta önce Arıburnu’ndaki şiddetli muharebede Hakk’a yürümüş.
Sırrı Bey, orada göz yaşarı içerisinde yana yakıla bağırmaya başlar:
- Bilmeliydim, bilmeliydim. Kurbanların kınalı olması gerek. Bu yiğitlerin hepsi de kınalı… vatana kurban seçilip gönderildiler. Bunların hepsi de kınalı kuzu, hepsi de Hasan gibi… Bilmeliydim, bilmeliydim.




BULUTUN KORUMASI

Menkıbelerde bir başka mucizevî yardım da bir İngiliz Alayının bulutların içinde kayboluşu biçimindedir. Olay şu şekilde anlatılmaktadır;


“ O gün Kraliyet Alayı taze kuvvetlerle bu saldırıda görev aldı. Sağ cenahta yer alan bu alay, daha az bir mukavemetle karşılaştığı için hızla ilerlemeye başlamıştı. Alay, Azmak Deresi’ nin kuru yatağını geçmiş, Kayacık Ağrılı mevkiinden Damakçı Bayırı’na doğru yürüyordu. Karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkte bir bulut durmaktaydı.alay, sol taraftaki Ağıl Dere’ ye inmeden tepeye doğru ilerledi ve bulutun içine girip kayboldular. Yâni alanda askerlerin Mestan Tepe’ den şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla daha birleşerek Trakya istikametine doğru uçup gittiler. Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamamıştır.”


NUSRET MAYIN GEMİSİNİN MUTLAK YAKALANIŞTAN KURTULMASI

Nusret Mayın Gemisi Çanakkale savaşına noktayı koyacak olan görevine çıktığı gece Karanlık Liman ile Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirirken O'’nu koruyan Anadolu Feneri de bir İngiliz Gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştı. Fakat birden Anadolu Feneri arıza yaptı. Nusret Mayın Gemisi telaşla ışıklarını söndürdü. İngiliz gemisi bu sefer kendi projektörleriyle denizi taramaya başladı. Geçen dakikalar içinde Nusret Mayın Gemisi tam yakalanacağı anda birden Anadolu Feneri tekrar çalışmaya başladı. İngiliz gemisinin projektörleri üzerine kendi projektörlerini dikti ve iki ışık arasında kalan Nusret muhakkak bir hezimetten kurtuldu. Görevini yerine getirip geri döndüğünde bu heyecana kalbi dayanamayan gemi kaptanı ,Hakkı Bey’ in naşını da karaya çıkardı. Anadolu Feneri’ nin hiçbir tamirat yapılmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayın bir mucize olduğunu daha sonraki günlerde yazdığı günlüğünde bildirmektedir.


Bundan başka bulutun koruması ile ilgili anlatılan iki menkıbe daha vardır. Yine “Uçan Türkler” adlı anlatılan bir menkıbe daha vardır.




GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA:


Türkler’in başka. M. Kemal’in Omega saatinin parçalanması suretiyle kendisine hiçbir şey olmamasıdır. Bu olay, Anadolu’nun pek çok yerinde, farklı şekilde anlatılır. Bu olay’ yazılı olarak en güzel şekilde Ruşen Eşref Ünaydın’ın “Mustafa Kemal ile Mülakat” adlı eserinde şöyle verilir:


“Buraya kadar muhaveremizi sakin bir vaziyette dinleyen Yüzbaşı Cevat Bey, Paşa’nın yaveri, kalın, sertliği hoşa giden bir sesle:


_”Bu şarapnel parçasından biri Paşa’nın göğsünü okşamıştır!”dedi.


_Nasıl? Dedim.


Paşa, tespihi ile oynuyordu. Cevat Bey, parlak çizmelerindeki mahmuzları şıkırt yaparak, göğsünün sol tarafındaki nişan kurdeleleri sırası ve ipek kordonu kabaresine şöyle anlatıyordu:


-Bulunduğumuz yer tamamen muhacimlerin arası idi.Paşa da ilerleyen efradımızı seyrederken göğsüne bir şeyin kuvvetlice çarptığını duymuştur.


-Evet sağ taraftan ceketimde bir kurşun yeri gördüm.Yanımda bulunan zabit(Rahmetli Nuri Canker Bey)”Efendi,vuruldunuz” dedi.Ben böyle bir söz şuyu bulursa askerimizin kuvve-i maneviyesi üzerinde yapacağı tesiri düşündüm.


Elimle zabitin ağzını kapadım.


“Sus” dedim.


Cevat Bey devam ediyordu.


-“Bir şarapnel misketi,göğsünün sağ tarafını tamamen Omega saatinin bulunduğu cebe isabet etmişti.Saat, parça parça oldu, fakat o darbe,Paşanın göğsünde hafif bir leke bırakmaktan ileri geçmemiştir.”dedi.


-O saat sizin için tarihi bir saattir.Görebilir miyim efendim?dedim.


Paşa:


-“O saatin enkazını,bu muharebeden sonra Liman Paşa hatıra olarak aldılar.Bana da kendilerinin aile-i asalet armasını havi bulunan saatlerini verdiler.


Cevat Bey saati gösterdi.Omega markalı siyah bir saat.Arkasında bir taç ve “L.2.” markaları ve Paşanın kırılan saatide Mekteb-i Harbiyeden beri sakladığı Omega markalı kuvvetli bir talebe saati imiş.Cevat Bey Zenınnth marka bir bilezik saatini gösterdi ki onu Mustafa Kemal Paşaya o kurşunun değdiği esnada yanında bulunan genç Mülazım vermiş.


Askerin bu kadar yanında giden, onlara ön ayak olan bir Kumandana en zorlu düşmanların bile dayanamayacağına aklım eriyordu.


Omega saati,Türk milleti için kendini feda etti,Komutan Mustafa Kemal’i kurtardı. Türk ordusunun Kumandanını,Türk milletini,Ortadoğu’yu, insanlığı kurtardı
Devamını Oku